Tiremiz

Tire, İzmir'in güneyinde tarih, kültür ve hizmet sunucu yapılar topluluğu ile Selçuklulardan günümüze kadar Türk tarihinin en zengin örneklerine sahip bir ilçedir.

Coğrafi konumu nedeniyle de doğa kenti olup, yörede ismi Yeşil Tire'dir. Yüzölçümü 802 km2 olup, İzmir'e uzaklığı 80 km, deniz seviyesinden yüksekliği 92 metredir. Tire ilçesi Anadolu yarımadasının batısında İzmir iline bağlı Ege Denizinin doğusunda 38'-39' enlem ve 27'-28' boylam arasında bulunmaktadır.

İlçemizin kuzeyinde Küçük Menderes Ovası ve Bayındır ilçesi, güneyinde kestane, ceviz, zeytin, ağaçları ile örtülü Güme (Aydın) Dağları ve dağların arkasında Aydın ili, doğusunda Bozdağ ve Gölcük yaylası eteğinde kurulu ödemiş ilçesi, batısında Boğaziçi yolu ile bağlanan Selçuk ilçesi bulunmaktadır. Selçuk ile dolaylı olarak İzmir-Aydın-Denizli Karayoluna bağlanmaktadır ve Kuşadası limanına yakındır.

İlçemiz sınırları içinde de yer alan Güme dağları 1646 metre yüksekliğinde olup kıyıya dik paraleldir. Güme dağı etekleri kestane ve ceviz ağaçları ile örtülüdür.

İlçemizde okuma-yazma oranı % 99'dur.

Küçük Menderes havzasının bereketli toprakları üzerinde bulunan ilçemiz, güneyindeki Güme Dağları'nın eteklerinde kurulmuştur. Yerleşim yeri ilk dönemlerde doğu, güney ve batıyı içine alırken, daha sonraları kuzeye doğru iniş göstermiştir. Yeni Tire, zengin tarihsel dokuya dokunmadan gelişmektedir.

İlçemizin tek akarsuyu 175 km. uzunluğundaki Küçük Menderes ırmağıdır.

Tire, çağlar boyu zengin coğrafyasının sağladığı olanakla bir çok uygarlıklara sahne olmuştur.Bunlar; Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Hellen, Roma ve Bizans dönemleridir.Ancak Türklerin Tire'yi ele geçirmesiyle çok zengin tarih kültürü birikmiştir. Tire, Tarihçi Pachmeres'in deyimi ile "Keşişler Yöresi", Şerafeddin'in Zafernamesinde "Rum'un Meş-hur Kenti", ünlü gezgin Evliya Çelebi'nin (1611-1682) Seyahatnamesi'nde "Şehri Muazzam Tire" diyerek hayranlıklarını dile getirdikleri bir beldedir.

Katip Çelebi, (1608-1656) Tire için "Eski Taht Şehri" derken, l908 Aydın Vilayeti Salnamesinde "Ulemalar Yatağı" denilmektedir.Kentin ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemekle beraber M.Ö. 2 bin yıllarında adının geçtiği ve Hititler dönemine uzanan kaynaklarda adının hisar-kale anlamına gelen Tyrha, Thyra, Thira, Thyroıon, Apateira, Teira ve Roma döneminde şehir anlamına gelen Arkadiapolis adıyla geçtiği görülmektedir.Hitit arşiv belgeleri Kadeş savaşına katılanları sayarken Turşalardan (Tirha) söz etmektedir. İlkçağın ünlü coğrafyacısı Strabon, adını efsanevi Lidya Kralı Tmolos'dan alan "Tmolos dağları ile (Bozdağ), Messogis Dağları (Güme Dağı) arasında kalan Kaystros ırmağı (Küçük Menderes) güneyinde kalan topraklar Asya Çayırları olarak tariflemiştir. Hititler bu yere Assuwa ülkesi dediler.Zamanla bu bölgenin adı kentlik yöre anlamına gelen Asya şeklini almıştır. Strabon'un sözünü ettiği Asya daha sonra Batı Anadolu için söylenmiş, zamanla büyük bir kıtanın adı olmuştur.

Frigyalılar döneminde Heraklid Sülalesinin egemenliği altına giren Küçük Menderes Vadisi'nde bu dönem; Frig krallığının yıkılması ile son buldu.

Lidyalılar döneminde Ephesos (Selçuk) ve Sardes (Salihli) arasında bulunan Kral Yolunun üzerinde bulunması ile önemini arttırmıştır.Kimi kaynaklarda Lidya Devletinin ünlü krallarından Giges'in Tire Prensi olduğu yer almaktadır.

Thomos'dan (Bozdağ) inen Paktalos (Sart Deresi) çayının altın rezervleri Lidya'yı dünyanın en zengin devleti yapmıştır ve dünyadaki ilk madeni sikke burada basılmıştır.

Lidyalılardan sonra M.Ö. 650'li yıllarda Pers egemenliğine giren Tire, kısa bir süre sonra tekrar Lidya'ya bağlanmıştır. Lidya kralı Krezüs'ün döneminde yeni ve büyük bir uygarlık ile büyük bir zenginlik oluşturulmuştur.

Çok geçmeden Krezüs Farslara yenilmiş ve Tire Fars'ların eline geçmiştir. 213 yıl süren bir işgal devresinden sonra Tire hükümdar Büyük İskender'in istilasına uğramıştır. M.Ö. 323 yılında yerine veliaht bırakmadan ölen İskender'in ardından, Menandros, Kaystros ovasının yöneticisi olmuştur.Daha sonra, sırayla Keitos, Antigonos, Lysimakhos ve Antiokhos'un eline geçen bölge, Antiokhos ile Pergamun (Bergama) kralı I. Attalos'un arasında Koleo çevresinde yapılan savaş sonucu Bergama Krallığına bağlanmıştır. Tire bu dönemde de çok gelişmiş ve özellikle bilim merkezi olmuştur.

Bergama Kralı Attalos'un ölümü ile Tire Romalılara geçmiş, bu dönemde Anadolu'nun en seçkin şehri haline gelmiştir.Artemis kültürünün etkisi ileşehir gelişmiş ve Efes şehrinin zenginleri Güme dağının eteklerini şato ve saraylarla süslemişler, Tire bir sayfiye merkezi olmuştur.

Tire Müzesinde bulunan bir kitabeden Büyük Artemis oyunları düzenlendiğini ve bu oyunlara Kaystros'luların katıldığını anlıyoruz. M.S. 262 senesinde meydana gelen çok büyük bir depremden sonra bu yapılar yerle bir olmuştur.

Roma döneminde Tire önemli bir siyasi konuma da sahip bulunuyordu. Küçük Menderes yöresinin Kaystros Senatörlüğü Roma Senatosunda temsil edilmekteydi. Bu dönemde Tire bir hristiyan şehri haline gelmiş ve her yerde kiliseler ve ayazmalar yapılmıştır. Bu dönemin eserlerinden Halkapınar Köyündeki II. Teos'un anıtsal mezarı dikkate değer bir örnektir.

Roma'nın ikiye ayrılışı üzerine Doğu Roma yani Bizans imparatorluğu sınırları içinde kalan Tire, dönemin önemli kentleri içinde idi. Hıristiyan dininin Ortodoks mezhebinin etkin rolü ortaya çıkmış, Kilise listelerinde Asya eyaletinin Başpiskoposluk merkezlerinden biri olarak yer almıştır.

Bizans döneminde Kadıköy (İstanbul) ve Nikea (İznik) Meclislerinde etkin, karar mercii bir kent olarak görülmektedir.

Malazgirt savaşının ardından gerçekleşen Anadolu'nun Türkleşmesi süreci, Batı Anadolu'nun fethi ile tamamlanmıştır.

Özellikle kıyı Ege'de fetih ve iskan 1300'lü yılların başında gerçekleşti. Selçuklu devletinin yıkılış sürecine geçtiği bu dönemde, gerek Moğol otoritesinin zayıflaması, gerek Selçuklu Uç Beylerinin hareket alanı bulmaları fethin gerçekleşmesinde etkili oldu. Menteşe Bey 1282 yılında Aydın'ı ele geçirmeyi başardı. Daha sonraMenteşe Beyin Damadı olan Sasa Bey, 1304'de yardıma çağırdığı Germiyan Emiri Aydınoğlu Mehmet ile birlikte Tire, Ayasuluğ (Selçuk), Birgi ve Keles'i (Kiraz) ele geçirmiştir. Aydınoğlu Mehmet Bey 1308'de Birgi'yi fethedince daha önce Birgi'yi ele geçirmiş ve iskanı kurmuş olan Sasa Beyle arası açılmıştır.

Bu olayla başlayan gelişmeler sonucu Mehmet Bey kumandasındaki Aydınoğlu kuvvetleri ile Sasa Bey yönetimindeki Menteşe Birlikleri Tire ovasında karşılaştı.Mehmet Bey üstünlük kazanıp, Sasa Bey de savaş meydanında ölünce 1310 yılında Aydınoğlu Beyliği kurulmuş oldu.

1310 yılında Küçük Menderes yöresi toprakları üzerinde Aydınoğulları Beyliğinin kurulması ile Kent hızlı bir gelişim sürecine girmiş, yeni Türk kentine bu tarihten itibaren yüzlerce aşiret, oba ve oymağın yerleşmesi hem ekonomik büyümeyi hızlandırmış, hem de folklorik zenginliği sağlamıştır. Beylik döneminde Tire'de çarşı, zaviye, cami, medrese,han, hamam, su yolları, köprüler inşa edilerek kent yeniden yapılanma aşamasına geçmiştir.

Aydınoğulları Tire ve Ayasuluğ'da (Selçuk) gümüş ve bakırdan para bastırmışlardır.Tire darphanesi Osmanlılara geçtikten sonra da XVI. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı paralarını basmaya devam etmiştir. 1425 yılında Tire Darphanesinde basılan ve Osmanlı mangırları içinde ilk defa kartal motifli paranın bulunması dikkatle izlenmesi gereken kent özelliğinin işaretini vermektedir.

1390 yılında Aydınoğulları Beyliği, Osmanlılara bağlanınca Beylik lideri İsa Bey Tire'de oturmaya zorunlu tutulmuş ve başkent Selçuk'tan çıkarılmıştı. Yıldırım Beyazıt (1360-1403) İsa Bey'in kızı Hafsa Sultanı alarak akrabalık sağladı. Bu olay Beyliğin sona erişi oldu.

Osmanlı Devletinin Ankara Savaşından yenik çıkması siyasi dengeyi değiştirdiği gibi Aydınoğulları Beyliğinin yeniden tarih sahnesinde görünmesini sağladı. Beyliğin, Ankara Savaşından sonraki yönetim kenti Tire olmuş, Beylik lideri İsa Bey'in çocukları Musa ve II. Umur Beyler babalarının ölümünden sonra Beyliği Tire'den yönetmişlerdir. Ankara Savaşından sonra Timur kışı Tire'de geçirmiş ve Tire'de bir kaya üzerine Farsça bir kitabe kazdırmıştır ve bu konuda Fransız tarihçi Alphonse De Lamartine, “Osmanlı Tarihi” adlı eserinde “şelalesi, gölü ve çam ağacı reçinesi kokan haliyle İsviçre kentlerine benzeyen Tire “ diye yazmıştır.

1402 Ankara Savaşı'ndan sonra Musa Bey’in kısa süren bir liderliği olmuşsa da sonuçta Cüneyt Bey duruma hakimolmuş ve II. Umur Beyin kızını alarak Aydınoğulları Beyliğinin başına geçmiştir. l426 yılına dek süren Cüneyt Bey - Osmanlı sürtüşmesi, Cüneyt Beyin öldürülmesi ile Aydınoğulları Beyliği ortadan kalkmasıyla son bulmuştur.

Aydınoğulları Beyliği düşünsel üretim açısından oldukça dikkat çekici özelliklere sahiptir. Gezgin İbni Batuta'nın1333 yılında Birgi'ye yaptığı ziyarette tanıştığı Başkent Kadısı İbni Melek (İzzettin Abdüllatif Ferişte) üzerindedurulması gereken bir isimdir. Bu din, fıkıh, hadis ve hukukbilgininin yazdığı eserler yalnız Aydın ili topraklarında değil, Osmanlı İmparatorluğu Medreselerinde bir ders kitabı olarak okutulmuştur. Kendi adını taşıyan Medresesi 1919 yılına kadar açık kalmıştır.

14. yüzyılda Tire İbni Batuta'nın ifadesi ile bir ahi kenti olup, gelişme ortamı bulan inanç özgürlüğü Mevlevi,Rufai, Halveti, Hurufi, Bektaşi, Nakşibendi, Şazeli ve Uşşaki gibi tarikatların gelişme ve büyümesini sağlamıştır.

Evliya Çelebi Seyahatnamesi'ne göre şehirde yetmiş adet tarikat tekkesi vardı. En büyüğü Arappınarı tekkesi olup, Şeyhi halveti tarikatından İbrahim efendidir. Bursa'da gömülü olan Hazreti Üftade Efendinin halifesidir. Şehirde yirmi binden fazla müridi vardır.

Bu dönemin eserlerinden günümüze kalan en önemli eserler Aydınoğlu Cüneyt Bey tarafından yaptırılan Ulu Cami, Kara Hasan Bey tarafından yaptırılan Kara Hasan Camii, Aydınoğlu İsa Bey tarafından yaptırılan İsa Bey Hamamı, Aydınoğlu Umur Bey'in kızı Gürcü Melek Hatun tarafından yaptırılan Gürcü Melek Hatun Mescidi ve Hafsa Hatun Zaviyeli Cami, hamamı ve imareti ile 14. yüzyılda İbni Melek tarafından yaptırılan Terziler hamamıdır. Günümüzde de kullanılmaktadır.

1426 yılında kesin bir şekilde Osmanlı Devletine bağlanan Tire, gerek siyasi, gerek ekonomik ve gerekse kültürel varlığı nedeniyle Osmanlıların bu kente daha ciddi eğilmelerini sağlamıştır. Bu dönemde yeni kurulan Aydın Eyaletinin Sancak Merkezi de Tire olmuştur.

Özellikle II. Murat (1404-1451) ve Fatih Sultan Mehmet (1432-1481) dönemlerinde girişilen imar hareketleri kenti kısa sürede İmparatorluk sınırları içinde birinci dereceden bir kent konumuna sokmuştur. Birçok ünlü sadrazamları eğiten kent, birçok devlet adamı yetiştirerek saraya sunmuş, İmparatorluğun gözde şehirleri olan Mekke, Medine, İstanbul, Şam, Bağdat, Kahire ve Bursa'da Tire'li kadı ve müftüler görev yapmışlardır. Bunların başlıcaları Bostani Mehmet Efendi (Kanuni Sultan Süleyman döneminde şeyhülislam), Bostanzade Yahya Efendi (İstanbul Kadısı, Bursa Hakimi), Bostani Mustafa Efendi (İstanbul Kadısı, Rumeli Kazaskeri), Bostanzade Mehmet Efendi (Selanik Hakimi), İbni Melek (Aydınoğullarının ve Osmanlıların padişah hocası), Dülgerzade Mehmet Efendi (Bağdat Kadısı), Nureddin Hamza Efendi ( Padişah Defterdarı), Leyszade Pir Ahmet Çelebi (Üsküp Kadılığı), Ethem Efendi oğlu Şeyhi Efendi (Manisa, Medine, Bursa Hakimi)'dir.

İstanbul'un fethi ile Rum nüfusunu kırmak amacı ile Tire halkından yaklaşık 35000 kişi Vefa semtine yerleştirilmiştir. Vefa semtine adını veren Muslihiddin Mustafa Vefa Bin Mehmet Tire'li olup Tire'den İstanbul'a giden beyin göçlerinden biridir. Ayrıca Üsküp ve Bayburt şehirlerinin kurulmasında Tire'nin pay sahibi olduğunu belgeler göstermektedir. Bu dönemde Tire iskan sağlayıcı kentler grubu içinde ilk sırada yer almıştır.

Tire'ye 1868 yılında Sultan Abdülaziz (1830-1876) döneminde İngilizler tarafından demiryolu hattı döşenmiştir.

XVII. asır sonlarında Osmanlı ülkesini ziyaret eden Polonyalı Ermeni Simeon Seyahatnamesinde Tire'yi zengin ve ticareti canlı bir kent olarak belirterek her gün yük bağlandığını ve bir kervanın yola çıktığını belirtir. Evliya Çelebi 1671 yılında hacca giderken üzerinden geçtiği Tire'yi büyük ve canlı bir şehir olarak yazmıştır. Ona göre şehrin 68 mahallesi, 36 cami olmak üzere 144 mihrabı, 30 medresesi, 13 hamamı, 27 hanı, 60 okulu, 270 çeşmesi, kurşun kubbeli 5 sebili ve evden eve akan suları vardı.

Bu dönemin eserleri saymakla bitmez. Önemlileri II. Murat'ın kumandanı ve Aydın Sancak Merkezi'nin Beyi Halil Yahşi Bey'in yaptırdığı Yeşil imaret adıyla anılan zaviye Anadolu'daki ilk yarım kubbeli zaviye olması ve mekanı paylaşan yan odaların Mevlevihane olması ile bu özelliğini günümüze dek koruması kentimiz turizmi açısından da önemlidir. Yavuz Sultan Selimin damadı ve Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1539 yılında Sadrazam olan Lütfi Paşa'nın yaptırdığı Paşa Cami, Yeni Han ve Kurşunlu Han, Eski Yeni Hamam, Çatal Çeşme, Yavuz Sultan Selim'in (1470-1520) Sadrazamlarından Lala Sinan Paşa'nın yaptırdığı Cami ve dükkanları, Fatih Sultan Mehmet'in Sadrazamlarından Rum Mehmet Paşa'nın yaptırdığı cami, hamam ve dükkanları, Kanuni'nin defterdarlarından Abdüsselam Efendi'nin yaptırdığı Ali Efe Hanı, Sultan II.Selim'in yaptırdığı (1524-1574) Dar-ül Kurra Medresesi, Yoğurtluoğlu Mehmet Beyin yaptırdığı cami, medrese ve rasathane, eski kaynak bilgilerine göre planı Mimar Sinan tarafından yapılan ve Sadrazam Ferhat Paşa'nın oğlu Mehmet Çavuş’un yaptırdığı Yalınayak Cami, Yeniçeri Kethüdası Behram Paşa tarafından yaptırılan Yeni Cami, II.Mahmut (1786-1839) devri devlet adamlarından, Şam ve Bağdat valiliklerinde bulunmuş Necip Paşa tarafından 1827'de yaptırılan Necip Paşa Kütüphanesi, 1684 yılında Hacı Seyyid Hamza Ağa tarafından yaptırılan Yenice Köy Camii bu dönemin en güzel örnekleridir.

Çağlar boyunca hem siyasi geçmişinden, hem de ekonomik gücünden yararlanan Tire tarih sahnesinde hep kalmıştır. Sürekli başkaldıran kentin, olaylardan uzak tutulması için hep güçlü kişiler atanmıştır.Kent tarihinde siyasi olay canlılığı ayrı bir birikim taşır.Kanuni Sultan Süleyman'ın hayran kalarak Rodos Seferi dönüşünde 40 gün konakladığı kent coğrafyası, Timur'un Ankara savaşından sonra kışı geçirdiği belde olmuş, Çelebi Mehmet Karamanoğullarını dize getirmek karargah olarak Tire'yi seçmiştir.

I. Fetret Devrinin en ciddi olaylarından Simavna Kadısıoğlu Şeyh Bedrettin'in (1368-1420) Batınılik hareketinin plan merkezi Tire olmuş, l624 yılındaki Celali Cennetkaroğlu (?-1625) ayaklanması Tire'yi etkilemiş, l8. yüzyılda Mollalar harekatı ile sarsılan kent, l832-1834 yılları arasında Mısır Seraskerliği geçici hükümeti'nin işgaline uğramış, Kavalalı Mehmet Ali Paşa (1769-1849) ve oğlu İbrahim Paşa'ya (1798-1848) Mısır, Suriye ve Adana'nın verilmesiyle sonuçlanan Kütahya antlaşması ile Mısır askerleri Anadolu'dan çekilmiş, Osmanlı tarihinde II. Fetret Devri diyebileceğimiz siyasi, sosyal ve ekonomik otorite boşluğunu yaşamıştır. Bu dönemde İbrahim paşa ordunun giderlerini ve yiyecek gereksinimini Tire'den sağlamıştır. Mısır Seraskerliğince Kütahya'dan Tire'ye gönderilen buyrultular, kentin ne derece ekonomik güce sahip olduğunu göstermektedir.

Osmanlı devletinin son dönemlerinde işgal gören kent 27Mayıs 1919'da (Ş.S.Aydemir Tek Adam 2. Cilt 76) kente giren düşmanlara Zincirli kuyu Kurşunu ile karşılık vererek, 4 Eylül 1922'de özgürlüğüne kavuşmuştur.Mustafa Kemal'in Havza Bildirisi ile harekete geçen Efe grupları Tire'yi işgalden kurtarmış ve Kuvayi Milliye içinde haklı yerini almıştır.

Tire tarihinde sosyal olayların yanı sıra doğal olaylar ile de karşı karşıya kalmıştır. 1653 yılında şiddetli, 1739 Nisanı ile 1778 Haziran'ında orta şiddetli depremler olmuş, 1846 ile 1850 yılları arasında devam eden depremler 40 gün sürmüştür. 1880 Temmuzunda büyük bir yangın olmuş, 2 Temmuz 1916 yılındaki yangında Tire çok büyük zararlara uğramıştır. Tarih boyunca geçit yolu üzerinde bulunması nedeniyle çeşitli salgın hastalıklara maruz kalmış en önemlisi, 1866'da çıkan veba salgınında sayısız insan ölmüştür.

Türkiye'nin idari örgütlenmesinde önemli bir yer tutan Tire, 1922'de Kurtuluş Savaşı'nın kazanılması ve 1923'de Cumhuriyetin ilanı ile 20.Nisan.1924 tarihli Sancakların Kaldırılması ve Yerlerine İllerin kurulması kanunu ile yeni kurulan İzmir iline bağlanmıştır.

Tire tarihi, kültürü ve doğal güzellikleri ile Türkiye'nin en gözde kentlerinden biridir. Yüzlerce tarihi yapısı, müzesi, el sanatları, evleri, çarşısı ve yemek çeşitleri ile zengin turizm değerlerine sahiptir.

İzmir'e 80 km, Selçuk'a 40 km. uzaklıktadır. Günlük turlar için her türlü olanağa sahip olan kent, ilginç tarihi ve doğal değerleri ile bir açık hava müzesidir. Ekolojik dengenin henüz bozulmadığı dağlarındaki restoranları ve piknik yerleri anılardan silinmeyecek güzelliktedir.

Camileri, medreseleri, hanları, hamamları, çeşmeleri, türbeleri, tekkeleri ve daracık sokaklarıyla tarihsel mirası, doğal konumlarında paylaşmak tüm insanların beklentisidir dört bin yıllık bir şehirden...

CAMİLER VE MESCİTLER

Çanakçı Mescidi

1339 yılında Selçuklu ailesinden Bahadır Bey tarafından yaptırılan Mescit Tire'nin bilinen ilk dini yapısıdır. Mescit bugün kullanılmamaktadır.

Yeşil İmaret Zaviyesi

Aydınoğulları Beyliğine son veren II. Murat'ın kumandanlarından Halil Yahşi Bey tarafından yaptırılmıştır. Kentteki ilk Osmanlı eseridir. 1441 tarihli vakfiyesi bulunan zaviyenin en önemli özelliği ibadet mekanlarının yarım kubbe ile büyütülen ilk örneği olmasıdır.Ana bölümün doğu ve batısındaki bölümler Mevlevihanelerdir. Bu zaviyenin vakıfları içinde yer alan Tahtakale Çarşısı halen Tire'nin kullanılan Merkez Çarşısı konumundadır. Yeşil İmaret Zaviyesi 1936-1971 yılları arasında Müze olarak kullanılmıştır.

Lütfi Paşa Cami

Kanuni Sultan Süleyman'ın Sadrazamı ve Yavuz Sultan Selim'in damadı Lütfü Paşa tarafından 1500'lü yılların başında yaptırılmıştır.Klasik Osmanlı Devrinin seçkin eserlerinden olup, en belirgin özelliği ahşap süslemeleridir.

Yeni Cami

Yeniçeri Kethüdası Behram Bey tarafından 1597 yılında yaptırılmıştır. Cami kesme taşlardan yapılmış Tire'de tek örnektir. Mimarı Kasımpaşalı Osman'dır. Banisinin türbesi Kahire'de İmam-ı Şafii'nin yanındadır.

Karakadı Cami

14. yüzyılda yapılmış cami altıgen planlı olup, ilk Rumeli Beylerbeyi Mecdeddin tarafından yaptırılmıştır. Timur Ankara savaşından sonra Tire'de kışladığı süre içinde Cuma namazlarını burada kılmıştır.Allah ve Bismillah sözcükleri nin ustaca yerleştirildiği plaketler, yivler arasında dik olarak minare gövdesini süsler.

Ulu Cami

Tire'nin en geniş haremli camisi olup Aydınoğlu Cüneyt Bey tarafından yaptırılmıştır.Belgelerde Camii-üş Şehir (Şehir Camisi) diye geçmektedir.Evliya Çelebi'nin 2 kapısı vardır dediği caminin bugün üç kapısı bulunmaktadır. Kentin en büyük camisi olup, Bizansın metropol kilisesi ikencamiye çevrilmiştir.

Yeniceköy Cami

Tire'nin Yeniceköy semtindeki cami Hamza Ağa tarafından l684 yılında yaptırılmıştır. Evliya Çelebi Yeniceköyden Yenice kasabası diye söz eder. Yeniceköy'ü anlatırken Kurşunlu Cami, medrese, han, hamam, tekke, mektep, imaret ve çeşmelerle süslü, ikibin kiremit örtülü evli şirin bir kasabadır. Kırım'ın bahçe sarayından ve Kaçı Bağlarından bile güzeldir, demiştir.

Kurt ve Doğancıyan Zaviyesi

14. yüzyılda Kurt Bey ve Doğancılar Aşireti tarafından yaptırılmış olan zaviye iki sahipli olup, Tire'nin ilk zaviyesi olması açısından önemlidir. Tire tuğla sanatının eşsiz örneklerinden biri olan minaresi çam ağacı kozalağı şeklinde olup, çevrede daha çok güdük minare olarak tanınır.

Yoğurtluoğlu Külliyesi

1441 yılında Yoğurtlu Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Ayni avluyu paylaşan cami. medrese, imarethane ve rasathaneden oluşmaktadır. Hamamı yıkılmıştır. Özellikle rasathanesi Osmanlı Tarihi açısından önemlidir. Bir yapılar topluluğu özelliği taşıması bakımından ilginçtir.

Yalınayak Cami

Banisi Kanuni ve II. Selim devri Sadrazamlarından Ferhat Paşa'nın oğlu Hasan Çavuş'tur. Kimi kaynaklarda cami planının Mimar Sinan tarafından yapıldığı yer almaktadır. 16. yüzyıl eserlerindendir. Camide görülen mihrap, minber ve kalem işçiliği yanında, şadırvanındaki bordür halindeki çiçek bezemeleri dikkati çekmektedir.

Molla Arap Cami

İlçemizin 2 km kuzeybatısında yer alan Cami II. Beyazıt'ın Şeyhülislamı Molla Arap takma adlı Ali Arabi tarafından yaptırılmıştır. Cami, hamam ve medreseden oluşan külliyenin medresesi Kanuni Devrinin ünlü kişilerini yetiştirmiştir. Kayıtlar bu medresenin yüksek okul statüsünde olduğunu göstermektedir.

Karahasan Cami

Bu cami Aydınoğlu Cüneyt Beyin kardeşi Karahasan tarafından 1440 tarihlerinde yaptırılmıştır. Minare gövdesi özgün formunu mısır koçanındaki dizileri andıran yivli yapısından almaktadır.

Kızıl Deli Baba Zaviyesi

Türkiye tarihinin önemli adlarından olan Kızıl Deli Babaadlı Seyyid Ali Sultan'ın Boynuyoğun Köyündeki zaviyesi 14. yüzyıl eserlerindendir. Kızıl Deli Sultan'ın Aydınoğullarının Osmanlılara bağlanmasının ardındanYıldırım Beyazıt tarafından onurlandırılarak Edirne’ye götürülmüş, Balkanların Türkleştirilmesinde etkili olmuştur.

Ali Baba Tekkesi

Horasan erenlerinden Hacı Bektaşi Veli'nin arkadaşlarından Bahaddin Baba'nın oğlu Ali Baba adına yaptırılmıştır. Yüksek ve geniş bir arazide Tire ovasına hakim bir yerde bulunan iki hücreli tekkede Ali Baba'nın sembolik mezarı vardır. Tire'nin en ünlü ahi önderlerinden olup türbesi günümüzde Bektaşi Tekkesi diye tanınmaktadır. Halk inancına göre biri malını kaybettiğinde Ali Baba’ya dua ederse derhal malını bulur.

Şemsi Mescidi ve Ayazma

Derekahve semtinde bulunan mescit 15. yüzyıl yapılarındandır. İki katlıdır. Alt katı Hıristiyanlarca kutsal olan ayazma, üst katı ise mescittir. Çevresi tarihi köprüler ve doğal güzelliklerle kaplıdır.

Dar-ül Kurra Mescidi ve Medresesi

Sultan II. Selim'in Mescidi ve Medresedi'dir. Medrese güneyindedir. Külliye II. Selim'in şehzadeliği sırasında 16. yüzyılda yapılmıştır. 1916 Tire yangınında hasar görmüş, kütüphanesi yanmış ve bir çok değerli belge yitirilmiştir.

İbni Melek ve Türbesi

Tire'nin yetiştirdiği büyük isim, Aydınoğullarının Başkent Kadısı ünlü tefsirci İbni Melek takma adlı İzzettin Ferişte'ye ait olan türbenin içinde, ayrıca Mevla’na Nizameddin, İbni Melek oğlu Mehmet Efendi, Alaybey ailesindenEvliya Ali Efendi yatmaktadır. Tire Belediyesi tarafındanrestore edilen türbe kesme blok mermerlerden oluşmuştur. Üstü açıktır. Türk Kültürü ve Türk Diline yapmış olduğu katkı bakımından en önemli eseri "Feritezade Manzumesi" veya"Lugat-ı İbni Ferişte gibi adlarla anılan Arapça-Türkçesözlüğüdür. Kaynaklar göre İbni Melek sadece fakıh yani hukukçu olmayıp ayni zamanda hadis, usul ve tasavvuf alanında söz sahibidir. Bazı eserleri Bedr’ul vaizin, Şerhu Tuhfeti’l,müluk, Risali fi’t-tasavvuf, Şerhu’l-Mecma, Mebariku’l-ezhar, Şerhu’l Vikaye ve Şerhu’l Menar’dır.

Süleyman Şah Türbesi

İbni Melek türbesi ile ayni bahçede bulunan türbede Aydınoğulları'ndan Mehmet Beyin oğlu Tire Emiri Süleyman Şah ve aile bireyleri yatmaktadır. Diğer türbelerden özellikle malzemesi ile farklılık gösteren eser kübik gövdenin sekizgen bir kasnak üzerinde yükselen kiremit kaplamalı bir kubbeyle örtülmesinden ibaret taş bir yapıdır.

Buğday Dede Türbesi

Dede’nin ismi ile anılan semtte bir tepenin üzerinde mescidi ve mezarı bulunmaktadır. Yatır hakkında kesin bir bilgi bulunmamakla beraber yöredeki halkın anlattığına göre bugün Tire’nin batı ucunda bulunan ve ayni zamanda semte adını veren Kesikbaş’la birlikte XV. yüzyılda Tire’yi Cenevizlilere karşı savunmuş bir kahramandır.

Sır Hatunlar Türbesi

Ayni zamanda Yedi Kardeşler Türbesi diye de anılan Türbe 14. yüzyılın sonlarında yapılmış olup, üst katı zaviyedir. Alt katında Buğdaydede'nin kızları yatmaktadır. Yedi yatırın bulunduğu türbe Bursa kemerli oluşu ile dikkati çekmektedir.

Alaaddin Sultan Türbesi

Mısır Memlukluları tarafından önce Mısır'dan, Fatih Sultan Mehmet döneminde İstanbul'dan Tire'ye sürülen Halveti-Melami Şeyhi ünlü Seyyid Sultan Alaaddin'in blok mermerlerden ve antik malzemelerden yapılan türbesi, Tire'de daha çok Alamadan Dede türbesi olarak bilinmektedir. 15. yüzyıl dinsel düşünce dünyasına adını yazdıran bu ünlü daha çok tarihçiler tarafından Alaaddin Abdal olarak anılmaktadır.

Balım Sultan Türbesi

1496 yılında yapılan türbe Bektaşiliğin kurucularından Balım Sultan'a aittir.Hisarlık köyü eteklerinde yer alan Balım Sultan Türbesi geleneksel Sultan Nevruz törenlerinin kaynağını oluşturması bakımından ayrı bir öneme sahiptir.

Balım Sultan Türbesi'nin biraz altındaki küçük türbede ise 1500 yılında öldüğü mezar yazıtından anlaşılan Gül Hatun yatmaktadır.

Necip Paşa Kütüphanesi

Tanzimat dönemi sadrazamlarından Mehmet Nedim Paşa'nın oğlu, II.Mahmut Devri devlet adamlarından ve Bağdat Valiliğine kadar yükselmiş XIX.yüzyıl alimlerinden Mehmet Necip Paşa, Baruthaneler Nazırlığı sırasında Tire'de kendi adına yaptırmış olduğu bir kütüphanedir. Kütüphanenin l827 tarihli inşa kitabesi, 1829 tarihli vakfiyesi vardır.Zengin gelirleri bulunan Kütüphanede çok değerli yazma ve basma kitaplar mevcuttur. Sosyal bilimlerle ilgilenen yerli ve yabancı araştırmacılar tarafından ziyaret edilmektedir.

Abdüsselam Hanı (Ali Efe Hanı)

Kanuni'nin defterdarlarından Abdüsselam Efendi vakfından olan han Tire'de daha çok Ali Efe Hanı olarak bilinmektedir. 1525 yılında yaptırılmış olup, hala han olarak çalışan tek yapıdır. Diğer adı Serban Hanı'dır.

Yeni Han

Sadrazam Lütfi Paşa vakfından olup, esir ticaretinin yapıldığı yer olarak ünlüdür. Leyse caminin batısında yer alır. Paşanın l543 yılındaki vakfiyesine göre üstte 37, altta 24 odası ile 100 at alacak ahırı ve şadırvanı vardı. Hanın kuzey cephesi dışındaki dükkanlar hala çalışmaktadır.

Kutu Hanı

Tahtakale Meydanında bulunan han l5. yüzyılda Halil Yahşi Bey tarafından yaptırılmıştır. Hanın konaklama bölümleri harap durumda olup, dükkanları bugün için Tire Çarşısının önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Özellikle doğu cephesinde bulunan Kapalı Çarşısı (Arasta) dikkati çeken bir yapıdadır.

Kurşunlu Han (Bakırhanı)

Sadrazam Lütfü Paşa vakfından olan han, Kurşunlu Han olarak da anılmakta olup 16. yüzyıl eserlerindendir. Yapıldığında 53 odası bulunurken, batısından Atatürk Caddesinin geçmesi nedeniyle han orijinal yapısını yitirmiştir. Günümüzde restore edilerek hizmete açılmıştır.

Eski-Yeni Hamamı

16. yüzyıl eserlerinden olup Sadrazam Lütfi Paşa vakfındandır. Osmanlı Klasik dönemi yapılarından olup, hala çalışmaktadır. Klasik hamam planına sahip olan hamamda erkekler ve kadınlar bölümü vardır.

Terziler Hamamı

Dünyanın çalışan en eski hamamlarından biridir. 700 yıldır çalışmaktadır. Çok küçük olan bu hamam İbni Melek vakfındandır.

Yeniceköy Hamamı

Aydınoğulları Beyi İsa Bey tarafından Yeniceköy semtinde 14. yüzyılda yaptırılmıştır. Bu hamam ayni zamanda Yeniceköy semtinin kuruluşunu yansıtması bakımından önemlidir. Hamamın pek az bölümü ayaktadır.

Yeğenağa Çeşmesi

Sadrazam Es-seyyid Yeğen Mehmet paşa tarafından Kasım 1798 yılında yaptırılmış olan ve Tire İtfaiye meydanı önünde bulunan anıtsal çeşme 1912 yılında tamir görmüştür.

Hafsa Hatun Çeşmesi

Aydınoğlu İsa Beyin kızı Hafsa Hatun tarafından yaptırılmıştır. Ayni zamanda Osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazıt'ın eşi olan Hafsa sultan, su yolları, hamam ve çeşmeleri ile yöreye büyük hizmetler getirmiştir.

Hüseyin Ağa Köprüsü

Hüseyin Ağa tarafından tahmini 1680'li yıllarda, Tire'ye 5 km. uzaklıkta Küçük Menderes üzerine yaptırılmıştır. Köprü suların şiddeti ile l8l2 ve l907'de hasar görmüş ve yaptırılmış olup l941 yılındaki yağmurun seline dayanamayarak yıkılmıştır.Yıkıldığı zamanlarda Tire'nin ticari ve iktisadi hayatını felce uğratmıştır. Bugün hemen yanında yeni bir köprü vardır.

Halk Kütüphanesi

Kültür Bakanlığına bağlıdır. 1969 yılında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak açılmış, 1978 yılında Halk Kütüphanesine dönüştürülmüştür. Yedi binin üzerinde kitap vardır.

Tire Müzesi

Tire'de müzenin kuruluşu Tire'de Halkevinin sanat kolu olarak 1935 yılında açılmış olup, 1936 yılında Halil Yahşi Bey'in yaptırmış olduğu Yeşil İmaret Camii'ne taşınarak yılında ziyarete açılmıştır. Zengin arkeolojik ve etnografik eserlere sahiptir. 1971 yılında yeni binasında hizmete açılmıştır. Etnografik malzemeler içinde Rufai tarikatının eşyaları, Urgancı esnafının Ahi Sancağı, Bismillahirrahmanirrahim yazılı pirinç taneleri ve tezhibli el yazması Kuranlar ilginç malzemelerdir. Müzede 3231 adet arkeolojik, 3165 adet etnografik eser ile 20218 adet sikke bulunmaktadır.

Atatürk Anıtı

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün anısına 1974 yılında yapılan anıt ve çevre düzenlemesi Cumhuriyet Meydanı girişinde bulunmaktadır. Anıtın sağında ve solunda yer alan rölyeflerde Efe figürleri ile Tire'nin tarihi el sanatlarından urgan ve aletleri sembolize edilmiştir.

Kurtuluş Anıtı

Tire'nin l922'de düşman işgalinden kurtuluşunu sembolize eden Kurtuluş Anıtı l953 yılında mimar Can Egeli'ye yaptırılmıştır.

Şanizade Anıtı

II. Mahmut döneminde 1826 yılında Tire'ye sürgün olarak gelen ve büyük hizmetler veren Türk tarihinin ünlü hekim ve tarihçilerinden Şanizade Muhammed Ataullah Efendi adına 1973 yılında Tire'li ressam Seha Gidel tarafından yapılmıştır.

Cumhuriyetin 10. Yıl Kutlama Kitabesi

Cumhuriyetin 10. yılını kutlayan kitabe müze bahçesine bulunmaktadır. Kitabe 12 satırdan oluşmaktadır.

Toptepe Gazinosu

İsmini aldığı tepeden, her dini ve milli bayram günlerinde top atılır. Fatih devrinden beri burada top atıldığı söylenmektedir. Çam ormanının içinde yer alan restoran Tire Belediyesi tarafından işletilmektedir. Kente yakınlığı, temiz havası, panoramik Tire görüntüsü ve zengin yemek çeşitleri ile bir uğrak yeridir.

Kaplan Çam Restoran

Tire'ye 4 km. uzaklıkta Kaplan Köyü içinde yer alan restoran, doğası, suları, kestane, ceviz ve çınar ağaçları altındaki piknik yerleri, yerel yemekleri ve gezi alanları ile Tire ovasına hakim bir yerdedir.

Canbazlı Efe Tesisleri

Kaplan Dağ Restoran

Değirmen Restoran

Sultan Nevruz Kutlamaları

Bektaşiliğin kurucusu Balım Sultan için Hisarlık Köyü yakınlarında yapılan ve kendi adıyla anılan türbe civarında yüzlerce yıldır yapılan kutlamalardır. Her yıl 21 Mart'ta yapılan törenler Tirelilerce coşkuyla kutlanır. Kutlama son yıllarda Taştepe, Maltepe ve Toptepe gibi semtlere taşınmıştır. Piknik niteliğindedir.

Hıdrellez Kutlamaları

Her yıl 5 Mayıs'ı 6 Mayıs'a bağlayan günü sabahı Dere kahve semtinde baharın gelişi sade törenlerle kutlanır. Adaklar adanır ve dualar edilir. Hızır-İlyas olarak da bilinir. Halk inanışında ölümsüz sayılan Hızır ile İlyas kişiliklerinin ilişkilendirilmesi Hıdrellez kutlamalarının temelini oluşturur. Bahar Bayramı niteliği taşımakla birlikte Hızır'ın olağanüstü özelliklerinden yardım sağlama inancıyla birleşmiştir. Zenginlik, sağlık, bereket v.b. elde etme ve hastalık ve kötülük kovma amacına yöneliktir. Rumi takvime göre İlkbaharın başlangıcı sayılan 23 Nisan, Miladi takvime göre 6 Mayıs Hristiyan dininde de Ortodokslarda Aya Yorgi, Katoliklerde Aziz Georgius adıyla kutlanır.

Ayrıca 100. yıl Atatürk Parkı, Fatih Sultan Mehmet Parkı, Alay Parkı, Kesikbaş Parkı, Sabri Kurtoğlu (Ful) Parkı, İsmail Taşlı Parkı'nda yeşillikler içinde günün yorgunluğu atılır.

Tire'nin kültür tarihinden söz ederken, yüzyıllardır onun folklorunu zenginleştiren, yaşantısını biçimlendiren, çevresiyle ve devletle olan ilişkilerini etkileyen, sosyal ve ekonomik hayatına yön veren el sanatlarından bahsetmemek mümkün değildir.

Teknolojinin gelişmesi, yeni ham maddelerin bulunması ve ihtiyaç alanlarının daralması nedeniyle bugün artık eski parlaklığını yitirmiş olan Tire'deki el sanatları içinde urgancılığın, beledi dokumacılığının, nalıncılığın ve keçeciliğin ayrı bir yeri vardır.

Urgancılık

Tire'nin sembolü olup urgancılık deyince kenevirden üretilen kendir urgancılığı akla gelmektedir. Tarihi antik çağa kadar uzanan el urgancılığının Tire kültür tarihinde oldukça eskiye dayanan bir geçmişi vardır. Küçük Menderes ovasının verimli topraklarında yüzyıllar boyunca bölgenin en kaliteli kendiri yetiştirilmiş ve beyazlığı ve sağlamlığı ile tüm yurtta ün kazanmıştır. Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethederken, Tire'li ustaların ördüğü urganla gemilerini karadan Haliç'e çektirdiği rivayet edilmektedir. Osmanlı Donanması'nın halatları da Tire'de dokunmaktaydı. Bu nedenle kent yüzyıllar boyu Kendir Vergisi'nden muaf tutulmuştur.

Osmanlı döneminde binden fazla olan çark sayısı, 1951 yılında Tire Ticaret ve Sanayi Odası tarafından yayınlanan kitapta 600 çark olarak geçmekte iken günümüze 50 çark kalmıştır. Tire Müzesinde urgancı esnafının dokuduğu atlas üzerine işlenmiş ve üzerinde İmam-ı Gazali'nin adı yazılı klaptanlı Urgancılar Sancağı bulunmaktadır. Şu anda 50 kadar aile evlerinde urgancılıkla geçinmektedir.

Beledi Dokumacılığı

Osmanlıların erken dönemlerinde Tire'den Bursa'ya ulaşan dokuma sanatlarından biri de Beledi Dokuması'dır. Tire'nin Ekinhisarı ve Karacaali semtlerinde yoğunlaşan üretimin hammaddesi olan ipeğin elde edilmesi için vakıf dutluklar oluşturulmuştur. Araştırmalarda en eski Beledi dokumaları 16. yüzyılda Tire'de, daha sonra Bursa'da rastlanmıştır.Tezgah adedinin bir zamanlar 500 olduğu bazı kaynaklarda yer almaktadır. 1908 yılında 60 el tezgahına sahip olan Tire'de, 1930'da 38'e, l951'de 26'ya, günümüzde tek tezgaha düşmüştür. Bademye ve Süleymaniye adlı iki ayrı tezgahı vardır. Başlıca motifleri Bademli, Kutulu, Celepiş, Tireiş, Aynalı ve Yıldızlı'dır. Çift kat olan Beledi Dokumasının alt kısmı beyazdır. Üst kısımları beyaz, sarı, kırmızı, mavi ve lacivert renklerde olmaktadır. Tire Ticaret Odası 1996 Mayıs ayı içinde Tire Çıraklık Eğitimi Merkezine Beledi tezgahı alarak Tire'nin bu kültürünü yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla bağışta bulunmuştur. Beledi Dokuması Yorgan, minder ve pencere örtüsü olarak yüzlerce yıl kullanılmıştır.

Nalıncılık

Tire'de el sanatları içinde nalıncılığın farklı bir yeri vardır. Kadife üzerinde sim-sırma ile işlenmiş nalınların ilk defa Tire'de yapıldığı söylenmektedir. Nalın yapımında kavak ağacı kullanılması işçiliğini de kolaylaştırmıştır. İmal edilen nalınlar kına rengine boyandıktan sonra sim, sırma ve pullarla işlenir. Bu sanatın uzun yıllar yaşamasına nişan ve düğün hediyesi olarak genç kızlara bu nalınlardan hediye edilmesinin gelenek haline gelmesi neden olmuştur.

Keçecilik

Esnaf teşkilatı ve gelenekleri ile Tire'nin sosyal hayatında önemli izler bırakan keçecilik, yıllarca geniş bir halk kitlesinin geçim kaynağı olmuş ve Tire folklorüne renk katmıştır. Yoğun bir emek gerektiren bu el sanatı teknolojiye yenik düşmüş, unutulmaya ve kaybolmaya yüz tutmuştur.

Keçe hazırlanışı zor, kullanışı rahat ve sağlıklı bir el sanatı ürünüdür. Koyun ve kuzu yününden yapılır. Keçede daha çok kırmızı ve lacivert renk kullanılır.

Yorgancılık

Oldukça zengin motif çeşitlerine sahiptir. İlçemizde Yorgancılar Çarşısı olarak bilinen Uzunçarşı'da 25 civarında işyeri ile varlığını sürdürmektedir. El sanatları içinde, kent içi ve dış pazarlardaki yeri nedeniyle önemli bir yere sahiptir.

Gerek teknolojinin gelişmesi, gerek yeni hammaddelerin bulunması ve buna bağlı olarak ihtiyaçların değişiklik göstermesi nedeni ile bugün artık eski parlaklığını yitiren ve ekonomik olmaktan çıkan el sanatlarımız için daha fazla zaman yitirilmeden yerel sanatlar atölyesi açılmalı ve yüzyıllar içinde olgunlaşarak, yerel tarihimize de ışık tutan bu sanatlar bizden sonraki kuşaklara aktarılmalıdır.

İlçemiz nüfusunun büyük bir kesimi geçimini tarımdan sağlamaktadır. Toplam çiftçi ailesi nüfus sayısının 10.000 civarında olduğu sanılmaktadır. Doğu-Batı doğrultusundaki Kızılca havlu ve Gökçen'den itibaren Yeniçiftlik'e kadar devam eden Küçük Menderes havzası ile Tire-Selçuk yolu civarındaki arazilerin taban yapısı iyi drenajlı, şimdilik sorunu olmayan taban arazi niteliğindedir.

Güme dağı eteklerindeki köyler orta ve yer yer şiddetli erozyona maruz kalan ve kesinlikle teraslama yapılarak bağ, meyvelik, zeytinlik tesis edilmesi zorunlu olan topraklardır.

Toprağın yüzlek olduğu kısımlarda ise ormana dönüştürülme işlemine hemen başlanılması gerekmektedir.

Tire ekonomisinin gücünü tarımsal potansiyeli teşkil eder. Çiftçisi bilinçli üretim yapar ve modern teknik ve tarım yöntemlerini kullanır. İlçedeki toplam 80.200 ha. arazinin içinde kültür arazisi 36.112 ha.olup, bunun 20.000 ha.kadarı sulanmaktadır. Bu alanın 22.700 ha. tarla alanı, 4.280 ha. sebze alanı, 5.000 ha. zeytin alanı, 3.785 ha. meyve alanı ve diğer alanlar bağ ve narenciye alanlarıdır.

İlçede yetişen sanayi bitki üretiminin % 10'u ilçe içinde, % 90'ı ilçe dışında, tarla ürünlerinin % 60'ı ilçe içinde, % 40'ı ilçe dışında, sebzelerin % 55'i ilçe içinde, % 45'i ilçe dışında değerlendirilmektedir.

En fazla yetişen ürünler, buğday, pamuk, karpuz, üzüm, tütün, incir, ceviz ve kestanedir. Bunun yanı sıra diğer hububat, sebze ve meyveler yetiştirilir. Güme dağı sırtlarındaki köylerimizde yetişen ceviz ve kestane özellikle Orta Doğu ülkelerine ihraç edilir.

İlçemizde sığır, koyun ve keçi, deve, kanatlı hayvan, tavuk, hindi, ördek, kaz yetiştiriciliği ve 25 köyde arıcılık yapılmaktadır.

İlçemizin sanayi ve ticaret faaliyetleri çoğunlukla tarım ürünlerine dayanmakta, sanayi kuruluşlarının büyük bir kısmı tarım ürünlerini işlemektedirler. İlçemizde oluklu mukavva, konserve, reçel, tarım makinaları imalatı, süt ve süt ürünleri imalatı, orman ürünleri imalatı, kömür imalatı, et ve et ürünleri imalatı gibi farklı sektörlerde hizmet veren işletmeler bulunmaktadır.

İlçemizden Suriye, Birleşik Devletler Topluluğu, İtalya, Hollanda ve Belçika'ya oluklu mukavva kutu ve iç kutu, Avrupa’nın pek çok ülkesi ile A.B.D., Avustralya, Kuveyt ve Suudi Arabistan'a konserve ve reçel, İtalya'ya parke, Fransa'ya çanta ve bavul ihracatı yapılmaktadır.

Ayrıca şehrimizde pamuk çırçır ve zeytinyağı fabrikaları da bulunmaktadır.

29.Ocak.1993 tarih ve 21480 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 1993 yatırım programına alınan Tire Organize Sanayi Bölgesi (TOSBİ) kısa sürede Tire Ticaret Odası öncülüğünde müteşebbis heyeti toplayarak, yönetim kurulunu seçmiş ve kayıtlara başlamıştır.

22.12.1993 tarihinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı temsilcilerinin de bulunduğu 25 kişilik yer seçimi komisyonu Tire-İzmir karayolunun 4. km'sinde başlayan ve Tekke köyü yakınlarına kadar devam eden, 1 nolu aday bölgeyi seçmiş ve bu alan onay için Devlet Planlama Teşkilatı tarafından onaylanmıştır.

Tire Organize Sanayi Bölgesinde ilk firma 1997 yılında faaliyete geçmiştir. Bugün parsel tahsisi olarak %50 doluluk oranına ulaşmış olan sanayi bölgesinde 55 firma faaliyettedir. Bu firmalardan 5 tanesi uluslararası faaliyet gösteren yabancı ortaklı firmalardır.

TOSBİ’de arıtma tesisi kurulmuştur. Doğalgaz alt yapısı oluşturulmuş ve firmalara dağıtımı gerçekleştirilmiştir. Ayrıca ulaşımın kolaylaştırılması amacıyla demiryolu bağlantıları ile ilgili ihaleler tamamlanmıştır. Gümrükleme sahasının oluşturulması ile ilgili kararın çıkması beklenmektedir. 

Visit fbetting.co.uk Betfair Review